Maddeden Gelen Enerji
TIP
Nükleer
teknolojinin tıp sektörüne uygulanmasıyla, nükleer tıp
adında bir bilim dalı oluşmuştur. Nükleer tıp yardımıyla
birçok hastalığın teşhis edilmesi, kanser gibi
hastalıkların tedavisi mümkün olabilmektedir. Bugün
hemen hemen her hastanenin nükleer tıp bölümü
bulunmaktadır. Nükleer tıp sayesinde doktorlar, herhangi
bir organın düzgün bir şekilde çalışıp çalışmadığını
kolaylıkla anlayabilmektedir.
Nükleer teknolojinin hastanelerde en yoğun olarak kullanıldığı alan röntgen cihazlarıdır. Dünyada her yıl on milyonlarca röntgen filmi çekilmekte, röntgen filmleri yardımıyla kırıkların teşhis edilmesi mümkün olmaktadır. Üniversitelerde ve araştırma laboratuarlarında bulunan hızlandırıcılarda, araştırma reaktörlerinde, ticari reaktörlerde üretilen ışınetkin çekirdekler (radyoizotoplar) kanser tedavisinde sıkça kullanılmaktadır. Bu çekirdekler sayesinde kanserli hücrelerin bulunduğu bölgeye ışınım (radyasyon) verilerek kanserli hücrelerin öldürülmesi ve kanserin yayılmasının önlenmesi sağlanabilmektedir.
Ayrıca,
böbrek ve beyin gibi organların nasıl işlediklerinin
gözlenmesinde nükleer teknolojiden faydalanılmaktadır.
Bu amaçla belirli organlarda biriktiği bilinen bazı
ışınetkin maddeler şırınga, ağız veya burun yoluyla
gözlem yapılacak kişiye verilmektedir. Maddenin söz
konusu organdaki faaliyetleri dışarıdan ışınım ölçer
aletler yardımıyla gözlemlenir ve bilgisayarda
organlarda gerçekleşmekte olan işlevlerin görüntüsü
oluşturulur. Örneğin ışınetkin madde olan
Teknesyum-99'un kemik dokularında biriktiği
bilinmektedir. Hastaya Teknesyum-99 şırınga edilerek
iskeletin resmi çekilebilir. Işınetkin İyot-133'ün de
tiroit organında toplandığı bilinmektedir. İyot-133
kullanılarak tiroit organının düzgün işleyip işlemediği
kontrol edilebilir. Ayrıca nükleer teknoloji ameliyat
aletlerinin ve tıbbi gereçlerin mikroplardan
arındırılmasında (sterile edilmesinde) sıkça
kullanılmaktadır.
TARIM
Yapılan
araştırmalara göre, dünya üzerinde üretilen tarım
ürünlerinin %10'unun zararlı böcekler tarafından imha
edildiği belirlenmiştir. Bazı gelişmekte olan ülkelerde
bu rakam %30'lar mertebesine kadar çıkabilmektedir.
Kimyasal ilaçlar bazı durumlarda yeterli mücadeleyi
sağlayamamakta, böcekler bu kimyasallara karşı her geçen
gün daha dirençli hale gelmektedir. Nükleer teknoloji
kullanılarak zararlı böceklerle mücadele etmek
mümkündür. Bu amaçla erkek böcekler, nükleer
reaktörlerde üretilen Kobalt-60 ışınetkin çekirdeğinden
salınan ışınım yardımıyla kısırlaştırılıp tarım
alanlarına salınmaktadır. Kısırlaştırılmış böceklerle
dişi böceklerin çiftleşmesi sonucunda, yumurtalardan
böcek çıkmamaktadır. Bu işlemin sürekli tekrar edilmesi
sonucunda zararlı böceklerin sayısı azaltılabilmektedir.
Bu yolla ABD'de meyve sinekleri ile mücadelede çok büyük
başarı elde edilmiştir. Birçok tropik ülkede de
sivrisinek, çeçe sineği gibi zararlılarla aynı yolla
başarıyla mücadele edilmektedir.
Nükleer teknoloji, farklı genetik yapıya sahip ve hastalıklara karşı dayanıklı hayvan nesilleri ve bitkilerin geliştirilmesinde kullanılmaktadır. Örneğin çekirdekleri ışınıma (radyasyona) maruz bırakılarak, sarımsak, buğday, muz, fasulye, biber gibi bitkilerin çabuk olgunlaşan, hastalıklara karşı dayanıklı, sert hava şartlarına çok daha kolay uyum sağlayan türleri geliştirilebilmiştir.
Gübrelerin bilinçsiz kullanımı doğaya ve çevreye büyük zararlar verebilmektedir. Az miktarda ışınetkin (radyoaktif) azot-15 ve fosfor-32 kullanılarak hazırlanmış suni gübrelerin, kullanıldıktan sonra hangi bitkilere gittiği, bitkinin hangi bölgesinde toplandığı kolaylıkla izlenebilmektedir. Böylece gübrelerin etkin kullanımı için yöntemler geliştirilmektedir. Ayrıca nükleer teknoloji yardımıyla tohumların uzun süre saklanması sağlanabilmektedir.
TÜKETİCİ ÜRÜNLERİ
Işınetkin
maddeler tüketici ürünlerinin üretilmesi sırasında sıkça
kullanılmaktadır. Örneğin araba lastiklerinin
sertleştirilmesinde, teflon tavaların plastik astar
tabakası ile kaplanmasında ışınım teknolojisi
kullanılmaktadır. Kozmetik ürünlerin, saç ürünlerinin,
ve kontak lens sıvılarının mikroplardan arındırılmasında
ışınetkin çekirdekler kullanılmaktadır. Nükleer
teknoloji sayesinde ayrıca dondurmaların içine karışmış
hava miktarı da ölçülebilmektedir.
Birçok kalite kontrol yöntemi nükleer teknolojiye dayanmaktadır. Nükleer kalite yöntemleri sayesinde ürünler daha kaliteli bir şekilde üretilmekte ve böylece bu ürünlere talep daha yüksek olmaktadır. Nükleer teknoloji sayesinde daha sağlam ve daha hassas ürünler üretmek, daha sağlam köprü ve binalar yapmak mümkün olmaktadır. Saatimize karanlıkta baktığımızda numaralar, fosforlu boyanın içine karıştırılan ışınetkin çekirdek (trityum) sayesinde görünmektedir. Seramik sektöründe, porselenlerin canlı ve parlak renklere sahip olması için uranyum çekirdeği kullanılmaktadır. Kısacası, evimize giren birçok ürünün üretilmesi sırasında biz farkında olmasak bile nükleer teknolojiden büyük ölçüde faydalanılmış olunmaktadır.
Bunların
dışında birçok hizmetin sağlanmasında da nükleer
teknolojiden faydalanılmaktadır. Örneğin kanalizasyon
boru hattında bir kaçak olduğunda, kısa yarılanma-ömrüne
sahip bir ışınetkin çekirdek yardımıyla bu sızıntının
tam konumu belirlenebilmektedir. Bu sayede bütün
kanalizasyon hattının kazılması da gerekmemektedir.
Bunun için az miktarda ışınetkin madde belirli bir
miktar suyla karıştırılarak kanalizasyon borularına
verilir. Işınetkin çekirdekler sızıntının olduğu yerde
toprağa karışır. Daha sonra borudan temiz su geçirilir.
Fakat sızıntının olduğu yerde toprakta ışınetkin
çekirdekler kalacaktır. Bu çekirdekler yüzeyden ışınım
ölçerler yardımıyla belirlenebilmekte, böylece
sızıntının olduğu tam konum bütün kanalizasyon hattı
kazılmadan kolaylıkla tespit edilebilmektedir.
ASKERİ ARAÇLAR
Elektrik
enerjisi elde etmek amacıyla ticari santrallerde
kullanılan basınçlı su reaktör (PWR) tasarımı, uçak
gemilerinin ve denizaltıların enerjilerini sağlamak
amacıyla da kullanılmaktadır. Uranyum atomlarının
bölünmesi sonucunda oluşan ısı enerjisi yardımıyla
askeri araçların türbin motorlarının çevrilmesi ve
böylece yüksek hızda hareket etmeleri sağlanmaktadır.
Nükleer teknolojinin askeri sanayide (en kötüsü nükleer silahlar olmak üzere) sayısız diğer uygulamaları bulunmaktadır. Örneğin askeri yiyeceklerin bozulmadan uzun süre kalabilmesi için ışınetkin çekirdekler kullanılmaktadır. Işınım yolu ile içindeki mikroplar, bakteriler, kurtlar, vs. öldürülen askeri yiyeceklerin çok uzun süre bozulmadan kalması sağlanmaktadır.
İlk
nükleer denizaltı, ABD donanması tarafından 1954 yılında
tamamlanan Nautilus ismindeki denizaltıdır. Günümüzde
nükleer teknoloji sayesinde denizaltılar, 1 milyon deniz
mili veya 25 yıldan fazla bir süre yakıt değiştirmeden
hareket edebilmektedir. Bilindiği gibi denizaltıların
sık sık su üzerine çıkıp hava depolarını doldurmaları
gerekmektedir. Halbuki nükleer teknoloji sayesinde
denizaltılar, çok uzun bir süre su üzerine çıkmadan
deniz altında kalabilmektedir. Nükleer teknoloji
sayesinde denizaltıların rolü de büyük ölçüde
değişmiştir. Denizaltılar artık sadece düşman gemilerini
imha etmek için değil, uzaktan yönlendirilen
konvansiyonel ve nükleer füzeleri taşımak ve fırlatmak
için de kullanılabilmektedir. Körfez savaşında birçok
akıllı füze nükleer denizaltılardan fırlatılmıştır.
UZAY ÇALIŞMALARI
Uzayı
ve güneş sistemini araştırmak amacıyla uzaya gönderilen
insansız uzay gemilerine enerji sağlamak amacıyla
nükleer teknolojiden sıkça faydalanılmaktadır. Uzay
gemileri için 2 farklı nükleer enerji kaynağı
geliştirilmiştir. Bunlardan ilki ışınetkin çekirdekli
ısıl-elektrik üreteci (radyoizotop termo-elektrik
üreteci) veya kısaca RTG diye adlandırılan yöntemdir. Bu
yöntemde Plütonyum-238 ışınetkin çekirdeğinden
faydalanılmaktadır. Plütonyum-238 çekirdekleri kararlı
hale gelebilmek için bozunurken ısı enerjisi açığa
çıkmaktadır. Bu ısı RTG sistemi yardımıyla elektriğe
dönüştürülerek derin uzaya gönderilen uzay gemilerinin
bilgisayarlarının, verileri toplayan, işleyen ve dünyaya
gönderen elektronik araçlarının çalışmasını
sağlayabilmektedir (Plütonyum-238'in bozunması sırasında
ortaya çıkan enerji kalp pillerinde de sıkça
kullanılmaktadır). Uzay gemilerine elektrik sağlamanın
diğer bir yöntemi de küçük nükleer reaktörlerdir. ABD
uzay gemilerinde daha çok RTG yöntemini kullanmışken,
eski Sovyetler Birliği küçük reaktörleri tercih etmiş,
bu küçük uzay reaktörlerine TOPAZ ve ROMASKA adlarını
vermiştir.
Nükleer teknoloji Voyager gibi birçok uzay aracının güneş sisteminin çok uzak bölgelerine gitmesini ve oradan bize çok değerli bilgiler göndermesini sağlamıştır. 1977 yılının Ağustos ve Eylül aylarında uzaya gönderilen iki adet Voyager uzay aracı, 1989 yılında güneş sistemini terk etmiştir. Bu araçlar bugün 26 yıl sonra bile nükleer enerji sayesinde veri toplamaya ve dünyaya ölçüm sonuçlarını göndermeye devam etmektedir. Bu araçların 2020 yılına kadar çalışır durumda kalmaları beklenmektedir.
1997 yılında fırlatılan Cassini uzay aracı da şu sıralarda Satürn gezegenine doğru yol almaktadır ve enerjisini nükleer teknoloji sayesinde sağlamaktadır.
Ayrıca astronotların uzaya götürdükleri yiyeceklerin bozulmadan uzun süre kalabilmesi için nükleer teknoloji kullanılmaktadır. Işınım yolu ile içindeki mikroplar, bakteriler, kurtlar, vs. öldürülen yiyecekler çok uzun süre bozulmadan kalabilmekte, bu da astronotların uzayda uzun süre kalabilmelerini sağlamaktadır.
SANAYİ
Işınetkin
çekirdekler sanayi sektöründe sıkça kullanılmaktadır.
İzleyici (tracer) adı verilen ışınetkin çekirdeklerin
çok küçük miktarları kullanılarak, sıvıların, tozların,
gazların karışma ve akış işlemleri kontrol
edilebilmektedir. Ayrıca sanayi aygıtları,
araç-gereçleri ve ürünlerdeki çatlakları ve kaçakları
ışınetkin çekirdekler yardımıyla belirlemek mümkün
olabilmektedir. Makine yağına eklenecek çok küçük
miktarda izleyici yardımıyla motorlu araçların aşınma,
yıpranma ve paslanma miktarları tespit edilebilmektedir.
Sanayide kullanılan makinelerin işleyişlerinin
izlenmesi, performanslarının ölçülmesi ve verimlerinin
arttırılması amacıyla da ışınetkin izleyicilerden sıkça
faydalanılmaktadır.
Nükleer teknoloji ayrıca sanayide istihdam anlamına da gelmektedir. Örneğin, ABD'de yaklaşık 4 milyon insan nükleer teknoloji içeren konularda istihdam edilmektedir. Bunlar arasında santral çalışanları, teknisyenler, inşaat işçileri, mühendisler, operatörler, sekreterler, doktorlar, öğretmenler ve hatta posta memurları sayılabilir. Nükleer teknoloji ülkenin, işsizlik sorununa yardım edebilmektedir.
Işınetkin çekirdekler sanayide ölçüm aygıtlarında da kullanılmaktadır. Örneğin sigara şirketleri paketlerin içindeki sigara sayısının belirlenmesinde bu tür ölçerlerden faydalanmaktadır. Kağıt, plastik, metal levhaların kalınlıklarının hassas bir şekilde ölçülmesinde ışınetkin çekirdekler kullanılmaktadır. Levhanın bir tarafına ışınetkin madde, diğer tarafına ise ışınım ölçer alet yerleştirilmekte, bu alette okunan ışınım değerinden levhanın kalınlığı hassas bir şekilde belirlenebilmektedir. Yollara döşenen asfaltın yüzeyinin yoğunluğunun ölçülmesinde de ışınetkin çekirdekler kullanılmaktadır. Radyografi denen yöntemle petrol ve doğalgaz boru hatlarındaki kaynakların kontrolü ve köprülerin yapısal güvenliklerinin test edilmesi sağlanabilmektedir. Bu yöntemde kaynak yapılan borunun içine ışınetkin madde yerleştirilirken, borunun dışına da filim yerleştirilerek kaynağın filmi çekilmektedir. Kaynaktaki problemler filim üzerinde kolaylıkla görülebilmektedir.
BİLİMSEL ARAŞTIRMA
Işınetkin
maddeler AIDS, Kanser, Alzheimer gibi hastalıkların
araştırılması sırasında ve DNA'nın yapısının
belirlenmesi de dahil genetik araştırmaların yapılması
sırasında sık sık kullanılmaktadır. Nükleer teknoloji
yardımıyla çok eski devirlerde yaşayan hayvanların,
bitkilerin, vs ne kadar zaman önce yaşadıklarını
belirlemek mümkün olmaktadır. Bu yöntemde Karbon-14
ışınetkin (radyoaktif) çekirdeği kullanılmaktadır.
Canlıların vücutlarında çok miktarda Karbon atomu
bulunmaktadır ve yiyecek ve içeceklerle beraber her gün
bol miktarda Karbon atomunu vücudumuza almaktayız.
Karbon-14 izotopunun diğer Karbon çekirdeklerine oranı
sabit ve bilinen bir değerdir.
Herhangi
bir canlı öldüğünde bu çekirdeğin alımı durmakta,
canlının kalıntılarındaki Karbon-14'de sürekli bozularak
azalmaktadır. Böylece, örneğin yıllar önce ölmüş bir
dinozorun kemiklerindeki Karbon-14 oranına bakarak kaç
yıl önce yaşadığını belirlemek mümkün olmaktadır.
Nükleer teknolojiden tarihi eserlerin, kayaların, taşların yaşlarının tayin edilmesinde, dünyanın yaşının belirlenmesinde de sıkça faydalanılmaktadır. Bu gibi çalışmalar yerbilimciler (jeologlar), kazıbilimcileri (arkeologlar) ve insanbilimciler (antropologlar) için büyük önem taşımaktadır. Işınetkin çekirdekler kullanılarak kuramsal olarak öne sürülen bazı bilimsel varsayımların sınanması sağlanabilmektedir. Örneğin dinozorların nesillerinin dünyaya çarpan bir gök taşı nedeniyle tükendiğinin araştırılmasında nükleer teknolojiden faydalanılmıştır.
Işınetkin
maddeler, bazı önemli kirleticilerin izlenmesi ve analiz
edilmesinde de önemli rol oynamaktadır. Kirleticilerin
kaynaklandığı yerlerde kirleticiye bir miktar radyoaktif
madde bağlanarak, bunların aldıkları yol ve gittikleri
yerler kolayca izlenebilmektedir. Bu radyoaktif maddeler
kısa bir zaman sonra kararlı hale geldiklerinden, doğaya
bir zararları da bulunmamaktadır. Bu yöntemler
kullanılarak atmosferin kükürt dioksit gazı ile nasıl
kirlendiği, denizlerin kanalizasyon suyu ile nasıl
kirlendiği gibi hususlar başarıyla araştırıla gelmiştir.
GIDA GÜVENLİĞİ
Işınetkin
(radyoaktif) madde olan Kobalt-60, baharat, meyve,
sebze, et gibi yiyeceklerdeki bakterileri, böcekleri,
kurtları öldürmek ve bu gıda maddelerinin raf ömürlerini
arttırmak amacıyla kullanılmaktadır.
Yapılan araştırmalara göre gıda maddelerinin %30'a yakın bölümünün her sene mikroplar, bakteriler ve kurtlar nedeniyle bozulduğu ve kullanılamaz hale geldiği belirlenmiştir. Halen açlıktan ölen insanların bulunduğu dünyamız için bu önemli bir kayıptır. Yiyeceklerin bozulması özellikle nemli bölgelerde daha büyük bir sorun teşkil etmektedir. Birçok ülkede bu problemle baş etmek için nükleer teknoloji kullanılmaktadır. Raf ömrü uzatılmak istenen gıda maddesi belirli bir süre ışınıma (radyasyona) maruz bırakılmakta, böylece gıda maddelerinin bozulmasında sebep olan bakteri ve mikropların ölmesi sağlanmaktadır. Bu işlem gıdanın marketlerdeki raf ömrünü büyük ölçüde arttırmaktadır. Bu şekilde ayrıca gıdalardan kaynaklanabilecek hastalıklar da önlenebilmektedir.
Nükleer teknoloji aynı zamanda gıda paket malzemelerinin mikroplardan arındırılması amacıyla da kullanılmaktadır.
Burada akılda tutulması gereken bir nokta, gıda maddelerinin ışınıma (radyasyona) maruz bırakılmasının bu maddelerin ışınetkin (radyoaktif) hale gelmesi anlamına gelmemesidir. Radyasyon sadece gıda maddelerinin içindeki mikropları, bakterileri ve kurtları öldürmektedir.
Su kaynakları yaşam, sanayi ve tarım için hayati önem taşımaktadır. Birçok ülke su kaynakları açısından büyük sıkıntılar çekmektedir. Işınetkin çekirdekler ve nükleer teknoloji yardımıyla yer altı sularının konumlarını ve miktarlarını belirlemek de mümkündür.
ELEKTRİK ÜRETİMİ
Nükleer Teknolojinin belki de en iyi bilinen kullanım alanı elektrik enerjisinin üretildiği nükleer santrallerdir. Bu santrallerde uranyum yakıt kullanılarak elektrik enerjisi elde edilmektedir. Günümüzde nükleer santraller dünyada birçok ülkede kullanılmakta, dünya elektrik üretiminin yaklaşık %17'sini karşılamaktadır.
Nükleer santrallerden sera etkisi yaratabilen ve doğaya zarar veren karbon, kükürt ve azot oksitler gibi bazı gazların çıkmaması avantajlı yanları olarak görülmektedir. Önemli bir kaygı kaynağı olan nükleer atıkların güvenli bir şekilde yok edilmesi ile ilgili araştırma ve geliştirme çalışmaları da hali hazırda devam etmektedir.
Bugün dünyadaki birçok değişik ülkede 440 civarında
nükleer santral elektrik enerjisi üretmek amacıyla
kullanılmaktadır.